← Akademiye dön
Bir Tsimané katılımcısı kulaklıkla ses dinlerken, araştırmacı dizüstü bilgisayarla kayıt alıyor
Bolivya Amazonu'nda bir Tsimané katılımcı, kulaklıkla dinlediği akorları dört basamaklı bir hoşlanma ölçeğinde değerlendiriyor. (Kaynak: McDermott ve ark., 2016, Nature)

Kulağa "Ters" Gelen Bir Nota Var mıdır? Amazon'daki Bir Halka Göre Hayır

Batı müziğinde bazı akorlar kulağa huzurlu, bazıları ise rahatsız edici gelir; biz buna doğal bir şey gözüyle bakarız. Ama Amazon ormanlarında yaşayan, hiç Batı müziği dinlememiş bir halk bu iki akor türü arasında hiçbir fark duymuyor. Nature dergisinde yayımlanan bu araştırma, "hoş" ve "rahatsız edici" nota kavramının aslında doğuştan değil, dinleyerek öğrenilen bir alışkanlık olabileceğini gösteriyor.

💬 işaretli kelimelere dokunarak tanımlarını görebilirsiniz.

Soru: Uyumlu akor sevgisi doğuştan mı?

Müzik teorisi derslerinde neredeyse aksiyom gibi öğretilir: majör üçlü, tam beşli gibi aralıklar konsonanKonsonanKulağa rahat, "çözülmüş" ve huzurlu gelen nota kombinasyonu. Örnek: majör üçlü, tam beşli. (uyumlu/hoş), minör ikili ve tritónTritónBir oktavı tam ortadan ikiye bölen, kulağa gergin gelen aralık (6 yarım ton). Klasik müzikte "şeytanın aralığı" olarak da anılır. gibi aralıklar ise disonanDisonanKulağa gergin, çözülmeyi bekleyen bir gerilim hissi veren nota kombinasyonu. Örnek: yarım ton aralıkları, tritón. (uyumsuz/gergin) kabul edilir. Onlarca yıldır bilim insanları bu tercihin kulağımızın ve beynimizin fizyolojisinden kaynaklanan, evrensel bir özellik olduğunu düşündüler. Yani bir bebeğin, hatta hiç müzik eğitimi almamış bir yetişkinin bile konsonansı tercih etmesi gerektiğini varsaydılar.

MIT'den Josh McDermott ve ekibi bu varsayımı doğrudan test etmeye karar verdi. Peki bunu nasıl yaptılar? Batı müziğine neredeyse hiç maruz kalmamış, canlı bir topluluk bularak onlara aynı testi uyguladılar.

Saha: Kanoyla ulaşılan bir köy

Araştırmacılar, Bolivya'nın Amazon havzasında yaşayan Tsimané halkına gitti. Halkın yaşadığı Santa María köyünde elektrik ve musluk suyu yoktu; köye yalnızca kanoyla ulaşılabiliyordu. Tsimané müziğinde armoni, çok seslilik ya da birlikte çalma neredeyse hiç yoktur; şarkılar tek bir kişi tarafından, tek ses hattında söylenir. Araştırmacılar bunu doğrulamak için birden fazla müzisyeni bir araya getirip birlikte çalmalarını istemiş, ancak katılımcıların bunu koordine edemediğini gözlemlemişler. Bu da grup halinde çalma geleneğinin Tsimané kültüründe gerçekten bulunmadığını gösteriyor.

Bolivya'da araştırmanın yapıldığı bölgenin haritası: La Paz, San Borja ve Santa María Tsimané köyü
Araştırmanın yürütüldüğü bölgenin haritası. Katılımcılar Bolivya'nın başkenti La Paz, kırsal kasaba San Borja ve yalnızca Maniqui Nehri üzerinden kanoyla ulaşılabilen Santa María Tsimané köyünden seçildi. Yeşil taralı alan Tsimané topraklarını, kırmızı noktalar Tsimané köylerini gösteriyor. (Kaynak: McDermott ve ark., 2016, Nature)

Karşılaştırma için dört grup daha test edildi: ABD'de müzisyen ve müzisyen olmayan dinleyiciler, Bolivya'nın başkenti La Paz'da şehirliler ve kırsal bir kasaba olan San Borja sakinleri. Böylece Batı müziğine maruziyet bir yelpaze gibi ele alınmış oldu: bir uçta hiç maruziyet yoktu (Tsimané), diğer uçta ise yoğun maruziyet vardı (ABD'li müzisyenler).

Yöntem: Kulaklıkla dört basamaklı puanlama

Katılımcılara kulaklıkla sesler dinletilip, her biri için "çok sevdim / biraz sevdim / biraz sevmedim / hiç sevmedim" şeklinde dört basamaklı bir ölçekte puan verdirildi. Deney dört ayrı katmandan oluşuyordu:

Akorlar

Testin omurgasını akorlar oluşturuyordu. Hem sentetik (piyano benzeri) hem de gerçek bir şarkıcı tarafından söylenen, konsonan (majör üçlü, tam dörtlü, tam beşli, majör triyad) ve disonan (minör ikili, majör ikili, tritón, majör yedili, artık triyad) türde akor çiftleri karşılaştırıldı.

Harmonik Ton Yapısı

Bir temel frekansın tam katlarından oluşan (harmonikHarmonikBir sesin, temel frekansının tam sayı katlarından oluşan doğal üst tonları. Doğal, "temiz" bir ses rengi yaratır.) veya oluşmayan (enharmonikEnharmonikFrekansları birbirinin tam katı olmayan, kulağa "bozuk" ya da metalik gelen ses bileşenleri.) tekli tonlar da dinletildi. Bu harmonik yapı, konsonansı Batılı kulakta ayırt eden temel akustik özelliklerden biri olarak biliniyor.

Kontrol koşulu

Görevin güvenilirliğini sınamak için katılımcılara kahkaha ve korku/nefes tutma sesleri dinletildi. Eğer Tsimané'ler bu seslerde de Batılılardan farklı bir eğilim gösterseydi, bu durum "konsonansı umursamıyorlar" değil "görevi anlamıyorlar" anlamına gelirdi.

Roughness (Pürüzlülük)

İki yakın frekans aynı kulağa verildiğinde beating (çırpınma) hissi yaratan "pürüzlü" tonlar, ayrı kulaklara verildiğinde ise "düz" tonlar oluşturuldu. Böylece disonansın bir bileşeni olan akustik pürüzlülüğün etkisi ayrıca izole edildi.

Bulgular: Fark net ve şaşırtıcı

ABD'li dinleyiciler, özellikle müzisyenler, konsonan akorları disonan akorlara kıyasla açıkça daha çok beğendi. Bolivyalı şehir ve kasaba sakinlerinde bu tercih daha zayıftı, ama yine de istatistiksel olarak anlamlıydı. Tsimané'ler ise konsonan ve disonan akorları neredeyse tamamen eşit puanladı. Aynı örüntü, harmonik ve enharmonik tekli sesler için de tekrarlandı: Batılı dinleyiciler harmonik tonları tercih ederken, Tsimané'lerde böyle bir eğilim gözlenmedi.

"Tsimané dinleyiciler konsonan ve disonan akorları eşit derecede hoş buldu. Bu bulgu, hem sentetik tonlardan oluşan akorlarda hem de bir vokalist tarafından söylenen akorlarda geçerliydi."

Peki bu, Tsimané'lerin kulaklarının "kötü" olduğu ya da göreve odaklanamadıkları anlamına mı geliyor? Hayır. İşte makalenin en zekice tasarlanmış kısmı da tam burada başlıyor. Araştırmacılar aynı katılımcılara kahkaha ve korku sesleri dinlettiğinde, tüm gruplar kahkahayı tercih etti ve hiçbir kültürel fark görülmedi. Yani Tsimané'ler görevi anlıyor ve puan verebiliyordu; hatta pürüzlü (rahatsız edici çırpınma içeren) sesleri de tıpkı Batılılar gibi düz seslere tercih etmiyorlardı. Sadece disonansa karşı kayıtsızdılar.

"Duyamıyorlar mı, umursamıyorlar mı?"

Bu ayrımı netleştirmek için ikinci bir deney yapıldı. Katılımcılara altı harmoniğin çaldığı bir ton dinletilip, bunun "tek ses mi, iki ayrı ses mi" olduğunu ayırt etmeleri istendi; harmoniklerden bazıları kasten akortsuzlaştırılarak iki ayrı kaynak izlenimi yaratılıyordu. Sonuç şuydu: Tsimané'ler bu görevde ABD'li katılımcılardan daha düşük performans gösterdi, ama şans seviyesinin belirgin şekilde üzerindeydi. Yani harmoniklik farkını duyabiliyorlardı, sadece bu farka estetik bir tercih yüklemiyorlardı. Hatta en iyi performans gösteren Tsimané alt grubu bile disonansa karşı kayıtsız kalmaya devam etti. Bu da algısal duyarlılık ile estetik tercihin birbirinden ayrışabileceğini gösteren güçlü bir kanıttır.

💡 Neden önemli?

Bulgu, konsonans tercihinin kulağımızın fizyolojik bir "varsayılan ayarı" olmadığını düşündürüyor. Tersine bu tercih, armonik ve çok sesli Batı müziğine maruz kalmakla öğreniliyor gibi görünüyor. Bolivyalı şehir ve kasaba sakinlerinin radyo ve televizyon yoluyla Batı müziğine kısmen maruz kalması, onlarda da kısmi bir konsonans tercihi oluşturmuş olabilir. Bu sonuç, araştırmacıların baştan beklediği ara noktayla örtüşüyor.

Sınırlılıklar ve açık sorular

?Tek yönlü örneklem

Tsimané'lerin müziğinde armoni yoktur, ama tamamen disonans içeren bir müzik geleneğine sahip başka topluluklar test edilseydi sonuç farklı çıkabilirdi. Yazarlar bu sınırlılığı makalede açıkça kabul ediyor.

Biyoloji tamamen dışlanmıyor

Roughness'a (pürüzlülüğe) karşı evrensel bir aversiyon bulunması, biyolojinin tamamen devre dışı olmadığını gösteriyor. Yalnızca "hangi aralıkların hoş olduğu" kültürel görünüyor; aşırı çırpıntılı seslerden kaçınma ise türler arası ortak bir eğilim olabilir.

nÖrneklem büyüklüğü

Şehir ve kasaba gruplarındaki katılımcı sayısı (yaklaşık 24-26 kişi) mütevazıdır. Ancak saha koşulları düşünüldüğünde bu, beklenen bir kısıt olarak değerlendirilebilir.

🎓 Konunun çıktısı

Öğrendiğiniz konsonan akor = evrensel olarak hoş kuralı, aslında sizin büyüdüğünüz müzik kültürünün bir ürünüdür. Bu, o kuralları terk etmeniz gerektiği anlamına gelmez; Batı armonik sisteminde bu kurallar hâlâ son derece işlevsel ve güçlüdür. Kulağa doğal gelen pek çok şeyin aslında yıllarca dinleyerek öğrenilmiş bir alışkanlık olduğunu unutmamak gerekir. Farklı kültürlerin müzik sistemlerine (mikrotonal müzikler, pentatonik gelenekler, Tsimané'nin tek sesli repertuvarı gibi) bu gözle bakmak, müziğe bakışınızı anlamda genişletir.

💬 Tartışma

Bu konunun çıktısı üzerine düşüncelerini paylaş, diğer öğrencilerle tartış.

Yükleniyor…
KAYNAKÇA

McDermott, J. H., Schultz, A. F., Undurraga, E. A., & Godoy, R. A. (2016). Indifference to dissonance in native Amazonians reveals cultural variation in music perception. Nature, 535(7613), 547–550. https://doi.org/10.1038/nature18635